Noema Aile Blog - Sınav Kaygısının Nedenleri ve Ailelere Öneriler

Sınav Kaygısının Nedenleri ve Ailelere Öneriler

 

Kaygı; kişinin belirsiz ve kontrol edemeyeceğini düşündüğü bir olayın, kendisini tehdit ettiğini düşündüğü zaman ortaya çıkan kuvvetli bir duygudur. Kişi, başarısız olacağı beklentisi içerisindedir ve olayın olası olumsuz sonuçlarını abartır. Sınav kaygısı olan çocuk, sınava olağanüstü önem yükler (bu sınav kötü giderse hayatım mahvolur); başarısız olma olasılığını yüksek görür (ben hayatta bu sınavı yapamam); sınav kaygısı ile baş etme becerilerini yetersiz olarak değerlendirir (benim bu kadar çalışmam imkânsız).

 

Endişe,kişiyi çalışmaya yönelttiği, eksikliklerini gerçekçi bir şekilde gidermek için motivasyon yarattığı, kontrol edilebildiği sürece tek başına zararlı bir durum değildir. Patolojik hale geldiği zaman ise, kontrolden çıkar, kişinin zihnini devamlı meşgul eder ve konuya yoğunlaşmasını engelleyen bir yük haline gelir.

 

Aşırı kaygılı kişilerin dikkati işlerin kötü gidip gitmediğine odaklanır ve bu durum sınavda basit hatalar yapmalarına yol açar. Çarpıntı, terleme gibi fizyolojik belirtiler sınav başlamadan hemen önce ve sınavın başlarında belirgindir, sonra azalır ve genelde sınav performansını çok kötü etkilemezler. Olumsuz yorumlar ise sınav sırasında, sınavın kötü gittiğini düşündüren herhangi bir durumda belirgin olarak artar ve sınav performansını daha kötü etkiler.

 

Sınav kaygısı olan çocuklar birbirinden farklı özellikler gösterirler. Bazılarının çalışma teknikleri (ve düzeyleri) uygun değildir. Diğerleri yeterince çalışırlar ama sınavda bloke olurlar. Başka çocuklar başarısızlığı baştan kabul etmişlerdir ve kendilerine güvenleri hiç yoktur. Tam tersine, bazıları başarısızlıktan o kadar korkarlar ki denemekten bile çekinirler. Diğer bir grup çocuk ise, mükemmeliyetçi oldukları için işler kötü gidince kendilerini çok acımasızca eleştirirler ve dağılırlar.

 

Sınav Kaygısının Nedenleri Nelerdir?

 

Sınav kaygısı olan çocukların bu duruma yapısal bir yatkınlığı vardır ve çevresel faktörler de bu durumu belirginleştirir. Bazı anne babalar okul öncesi dönemden itibaren çok yüksek beklentiler ortaya koyarlar ve çocuğun becerilerini ve çabalarını eleştirirler. Bu durum, çocukta yetişkinlerin eleştirilerine karşı aşırı bir duyarlılık oluşmasına neden olur. Çocuk, hem anne babasının onayını kazanmak hem de eleştirilerinden kurtulmak için onların beklentilerini karşılamak zorunda olduğunu düşünür. Anne ve babaları tarafından sorun çözme becerileri desteklenen çocuklar, bir sorunla karşılaştıkları zaman bununla başa çıkabileceklerine ve sonucun olumlu olacağına daha fazla inanırlar. Çocuklarının, sorunları bağımsız çözme çabalarını desteklemeyen ve buna izin vermeyen, bu çabaları aşağılayan veya tam tersi çocuğun hiç çabalamasına izin vermeden çözümleri ona sunan anne babalar ise çocuklarında bu temel becerinin gelişmesine izin vermezler; sonuç olarak çocukları yetişkinlere bağımlı ve dışarıdan gelen eleştirilere aşırı hassas hale gelir.

 

Aşırı yarışmacı, öğrencileri kıyaslayan ve sadece akademik başarılarına göre gruplara ayıran okullar, özellikle kaygılı yapısı olan çocukları olumsuz etkilemektedir. Böyle ortamlarda sadece en başarılı çocuklar desteklendiği için, kaygılı çocukların kendileri ile ilgili yorumları gitgide daha da olumsuz hale (ben yetersizim, başarısızım gibi) gelir.

 

Bu durumda, yapmanız gerekenler ortaya çıkmış oluyor:

 

Beklentileri gerçekçi düzeyde tutun! Çocuklara, zaman zaman başarısızlığın öğrenmenin normal bir parçası olduğu öğretilmelidir. Çocuğunuzun, sınav sonuçları ne olursa olsun değerli ve sevilen bir insan olduğunu hissetmesini sağlayın.

 

Çocuğunuz bir konuda zorlandığı zaman, alternatif çözümler üretmesi için onu cesaretlendirin! Seçtiği çözümde başarılı olması için ona destek verin. Eğer yeterli sonuç alamazsa, bunu sadece bir veri olarak almasını ve yeniden plan yapmasını sağlayın. Ona hemen hazır çözümler sunmayın. Sorumluluk alması, başarısız olsa bile, gelecekte daha iyi yapmasını sağlayacaktır.

 

Sorunlara yönelik çözümlere başvurun!Çocuğunuzun duygusal odaklı çözümler (inkâr etme, kaçınma, konu ile ilgili sadece konuşma) yerine sorun odaklı (eksik olduğu yerlere çalışma, gerekiyorsa yardım alma, planlama, ilişkisiz konulara odaklanmama) çözümlere başvurmasını sağlayın.

 

Çocuğunuzun başarılarına daha çok sevinin, başarısızlıklarına daha az üzülün! Bu durum, çabanın önemini ortaya koymasının yanı sıra, olumlu sonuçları öne çıkartır.

 

Çocuğunuza olumlu bir rol modeli olun! Kendi başarısızlıklarınızla nasıl başa çıktığınızı gösterin.

 

Okulun aşırı beklentiler ve yüklenme ile çocuğunuzun kaygısını arttırmasına izin vermeyin! Siz de çocuğunuzu devamlı diğer çocuklarla karşılaştırarak kaygısını arttırmayın.

 

Çocuklarınızı olumlu düşünmeye yöneltin! Siyah beyaz düşünme (ya çok başarılıyım ya da başarısızım), başarısızlıkları abartıp (bunu da yapamıyorsam benden bir şey olmaz) başarıları küçümseme (zaten sınav basitti) gibi hatalara düşmelerini engelleyin, olumlu yöndeki kanıtları düşünmeye yöneltin.

 

 

Prof. Dr. Özgür Öner
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi, Psikoterapist

 

İlginizi çekebilecek diğer yazılar