fb
Noema Aile Blog - Çocuklarda İki Yaş Dönemi ve İki Yaş Sendromu İle Başa Çıkma Yöntemleri

Çocuklarda İki Yaş Dönemi ve İki Yaş Sendromu İle Başa Çıkma Yöntemleri

 

 

Bebeklik döneminden çocukluğa geçiş yani 2-3 yaş dönemi, çocuk gelişiminde önemli birtakım sıçramaların yaşandığı bir dönemdir. 18 aydan 3 yaşa ve bazen de 4 yaşa kadar süren bu süreç iki yaş dönemi, iki yaş sendromu, hayır dönemi, iki yaş krizi, inat dönemi veya negativist dönem olarak isimlendirilebilir.

 

Bu dönemde çocuğun davranışlarında birçok farklılıkla karşılaşılabilir ve çocuğun bir değişim içerisine girdiği hissedilebilir.

 

Genel olarak gözlenen tablo ebeveynin ‘hayır’ dediği bir duruma, çocuğun gittikçe artan ve sonu olmayan bir yükseliş ile tepki vermesidir. Anlık ortaya çıkan bu sorunlar uzayan ağlamalara ve/veya öfke nöbetlerine dönüşebilir. Sorunları çözmek için eskiden uygulanan yöntemlerin işe yaramadığı düşünülebilir. Bu da ebeveynlerde çaresizlik, tükenmişlik ve kızgınlık duyguları yaratabilir.

 

Bir yaş sonrasında çocuk yapabildiği şeyleri artık yetişkinden bağımsız yapabilmeye başlar. Yani bebeklikten çocukluğa doğru ilk adımlar atılır. Yapabildikler arttıkça da merak ve deneme artar. Çocuk neyi, ne kadar kendisi başarabileceğini, nerede başarısız olacağını, nerede durdurulacağını test etme ihtiyacında olur.

 

Benzer bir şekilde ebeveynler de çocuğun yapabilirlikleri ve çocuk için tehlikeli olabilecek ya da sınır konması gerekebilecek şeyler arasında adaptasyonu sağlamaya çalışır. İki tarafın yaşadığı bu yeni adaptasyon süreci çatışmaya neden olabilir.

 

Çocukların bu dönemde gelişim basamaklarını sağlıklı tamamlamaları için “Ben yapabiliyorum.” diyebilmeye ihtiyaçları vardır. Çocuk bazen duygusal ,fiziksel ya da dil becerisi olarak deneyimlerini yaşarken yeterli kapasitesi olamaz, tam istediği gibi yapamaz ya da sınırlarla karşılaşır. İşte bu zamanlarda bunun yarattığı olumsuz duygu ile baş etmekte zorlanır ve krizler ortaya çıkar.

 

İki Yaş Sendromu İle Başa Çıkma

 

Çocuğun maksimum seviyede kendi yapabileceği, seçebileceği alanların yaratılması (oynayacağı oyunu, giyebileceği kıyafeti kendi seçmesi,  sağlıklı sınırlar belirlenerek yemek seçeneği sunulması, boyayacağı rengi seçmesi gibi) çocuğun güç ihtiyacını doyurabilmesine olacak sağlayacaktır.

 

Önleyici müdahalelerin yanında seçenekler sunmak önemlidir.  Eğer süreç sıkıntıya doğru gidiyorsa hemen orada dikkati başka bir yöne doğru çekmek bu yaş grubunda işe yarar stratejilerdir.

 

Sakinleşmek için fiziksel temas, sarılmak, hafif ayakta sallanmak ve birlikte bir şarkı mırıldanmak, odasında yatakta zıplamak, boyaları çıkartıp karalama yapmak, hamur veya kinetik kum ile oynamak gibi rahatlatıcı aktivitelerden yararlanılabilir. Çocuk hepsini reddediyor ve hiçbir şey yapmak istemiyor ise sadece duygusunu yansıtmak, onunla olduğunuzu hissettirmek ve yanında kalmak çok kıymetli olacaktır.

 

Duyguları günlük yaşantıda konuşur kılmak, böyle anlarda işimize yarayacaktır. Birlikte duyguları yansıtan yüz ifadeleri yapmak,  o yüz ifadelerinden yararlanarak nasıl hissettiğimiz üzerine sohbet etmek veya oyunlar kurmak yaşanan kriz anlarında duyguların daha rahat konuşulmasına fırsat verecektir.

 

İki Yaş Dönemi Çocuklarında Sınır Koymak 

 

Sınır her yaşta önemlidir ve her zaman olmalıdır. Çünkü iyi konulmuş sınırların çocukların gelişimine katkısı büyüktür. Çocuğun kendisine veya başka bir kişiye/eşyaya zarar verebileceği bir durumda sınır her hâlükârda konulmalı ve korunmalıdır. Burada tonumuz ve tutarlı oluşumuz önemlidir. ‘Hayır dediysem hayır”gibi inatçı tutumlar veya uzun uzun çocuğa neyin neden yapılmadığının anlatılması yerine çocuğa net ve kısa bir bildirim verilmelidir.

 

Tutarlı olurken tabi ki bazen esneme noktalarımız olacaktır ama onların da doğru yerde olması önemlidir. Ebeveynlerin kendi içlerindeki tutarsızlıkları, çocuğun bu durumları yakalayıp bunlardan başka sonuçlar çıkartabilmelerine ve ağlamanın boyutu artınca istekleri oluyorsa buradan bir kazanç sağlayacaklarını görerek bu davranışı arttırmalarına neden olabilir. Eğer davranışın artmaya başladığını gözlemliyorsak müdahale şeklimizde besleyici bir durum olup olmadığına ve davranışı pekiştiren bir tutum sergileyip sergilemediğimize bakmak işe yarayacaktır.

 

 

Şebnem Barokas
Uzman Psikolog

 

İlginizi çekebilecek diğer yazılar